Edgar Degas
B.B. King - Lucille
Snow Patrol - Set The Fire To The Third Bar
Now you decided to show me the same
No sweeping exits or offstage lines
Could make me feel bitter or treat you unkind
I know I’ve dreamed you, a sin and a lie
I have my freedom but I don’t have much time
Faith has been broken, tears must be cried
Let’s do some living, after we die
Birdy - Skinny Love (Bon Iver’s Cover)
orjinaliyle yarışan coverlar.
Birdy - I’ll Never Forget You
| Ç: | Ender oğlum naber? |
| E: | İyilik senden? |
| Ç: | İyidir abi n'olsun.Oğlum bak ne dicem? Nihal evde mi? |
| E: | Evde. N'oldu ki? |
| Ç: | Yanında mı? |
| E: | Yoo, odasında |
| Ç: | Odasında iyi. Olum bundan sonra klozete ayakta işemeyelim diyorum. |
| E: | İşemeyelim mi?Nereye işemeyelim? |
| Ç: | Klozete oğlum. Klozete. Burda şimdi bağırtma beni lan sağır pezevenk.Banyoda ki klozet lan. Oğlum yok mu bizim banyodaki klozet? |
| E: | Vaaar. |
| Ç: | Ha işte ayakta işemeyelim etrafa sıçrıyor oğlum.Kız bizim çiş lekelerimizi görmesin ayıp oluyor oğlum lan. |
| E: | Doğru valla.Hala iki ayı gibi yaşıyoruz. |
| Ç: | Bundan sonra oturağı indirip,oturarak işeyelim |
| E: | İç çamaşırların yıkanma işinide konuşmamız lazım. Bu arada amma kibar olmuşsun böyle |
| Ç: | Ağzına sıçtırma şimdi.Sikerim belanı kapatıyorum şonra konuşuruz hadi |
| Nihal : | Kedileri çok seviyorum.Hatta bazen keşke onlar gibi olsam diyorum |
| Çetin : | Başına buyruk hayvanlar |
| Nihal : | Her şeyin farkındalar her şeyi hissediyorlar ama aldırmaz görünüyorlar böyle bir köşeye çekilip seyrediyorlar. |
| Ender : | Kedi Sevmez Sokağı diye bir sokak var biliyor musunuz?Ulus'ta.Aslında öylesine bir sokak ama ismi çok güzel. |
| Nihal : | Evet,çok güzelmiş. |
Sibylle Baier - The End
sevdim.
Mono - Pure As Snow
Empyrium - Dying Brokenhearted
günün şarkısı seçtim
Nasıl bir yorgunluk üzerimde ki anlatamam. Haftanın 6 günü sabahın 7 sinde ayağa dikilmekten ciddi anlamda usandım. Diyorum ” bi bıraksanız günlerce uyanmam” öyle bir yorgunluk benimkisi. Mayıs’ın sonlarındayız ama Ankarada ki havayı ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Sanki Seattle. Bir yağmur, bir kasvet. Zaten gri,pis bi şehir. Bir de bu hava insanın tüm enerjisini emiyor. ”Beni bu güzel havalar mahvetti” bile diyemiyorum. En azından ben yataktan çıkmamak için ne mücadeleler veriyorum.
Eve gelince uyuyakalmışım kaçırdım Kutup Ayıları belgeselini. Babam baya kalk demiş, ama ölümüne uyumuşum. Bi ara nefes almadığımı falan düşünmüşler. Bademciklerim şiş, ayağımda el örgüsü patikler,kalın bir kazak uyku sersemi bir şekilde hala arkadaşımın attığı mesaja anlam vermeye çalışıyorum, çocuğu nasıl bir gaza getirmişlerse Funda’ya olan aşkını sonunda söylemiş. Bi insana olan aşkını anlatabilmek için bir doğum gününde sana 70 lira hesap kitlenmesi gerekiyormuş, onu da anladım :D
Oturdum Empyrium dinliyorum. Aylardır dinlemediğim için özlemişim bile diye bilirim. Biraz kızgınım zaten. Şu sıralar bi alıngan olmuşum ki hiç sormayın. Bi ara telefonum çaldı, arkadaşım. Neler anlatıyor neler. Önce uyandırdığı için baya sövdüm. İnsanların bu kadar uzun ve güzel rüyalar görmesine nasıl da imreniyorum. Sonra iyi ki aradın lan dedim. Bugün yine Seyfi Teoman ‘ın - Bizim Büyük Çaresizliğimiz’i seyredeceğim. Belki bi kendime gelirim. Yazıyı böyle bitirmek istemezdim ama analitiği bulana da kafam girsin. Mezun olmaya karar veren aklımı da şey edeyim. Çok mutusuzum lan.
Röyksopp ,Helldarado , Kings Of Convenience , Dimmu Borgir falan sizden çıktı. Kızlarınız ibretlik güzel. El kreminize diyecek lafım yok. Çok tatlısınız. Şu Eurovision da da kalitenizi düşürmeseniz . Daha çok seveceğim sizi.
neyse saygılar. berivan kaçar. integral ödevim var daha.demesem olmazdı. hayat zor.
Anonim sordu: Sen metin yazarı mısın?
Hayır değilim.
